Nemo Noktası
Güneş battı, odamın sallanan Ikea sandalyesinde bağdaş kurup tozlu ve geniş camından gökyüzüne bakıyorum. Izliyorum doğrusu, öyle iki saniyelik bir bakış gibi değil, yarım saattir tutuldum neredeyse. Günbatımının güzelliğinden falan değil, bomboş oturup hayatımı düşünebildiğim bir andayım. Hayatım, 25 yaşımın ilk ayları, yeni kararların getirdiği yeni odalar, yeni dilin getirdiği yeni sağırlıklar, yeni kumarımın getirdiği yeni yalnızlıklar. Yanımdaki masada Türkiye'den getirebildiğim tek Türkçe kitabım duruyor. Kaç tane sevdiğim kitabı açıp bu mu diye düşündüm, bu mu bana eşlik etmeli orada, çok uzakta hissettiğimde bu hikaye mi beni bildiğim coğrafyada, bildiklerimin yanında hissettirsin. Belki acele belki de tatminsizlikten almadım tekrar okuyabileceğim bir kitap. Bu yanımdaki, hep önerilerini dinlediğim birinin tavsiyesinden dolayı bu ayrıcalığı tadıyor, hem isminin hakkını veriyor: Göçmen Kuşlar. Benimle birlikte soğuk ülkelere uçtu. Sayfaların arasındaki soyu tükenmeye yaklaşa...